Basın Yayın Halkla İlşkiler Müdürlüğü

Haberler

  • 14 Eylül 2020

Eczacılık Fakültesi Öğrencilerinin Çalışmaları Sürüyor

Eczacılık Fakültesi öğrencisi İrem Can tarafından Dr. Öğr. Üyesi Emrah Dural danışmanlığında analitik kimya alanında hazırlanan, “13-Cis-Retinoik Asit’in Akut ve Kronik Dozlamaya Bağlı İn Vitro Genotoksik Etkinliğinin Mikroçekirdek Yöntemi İle Değerlendirilmesi” başlıklı proje, 2020- Mayıs dönemi TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Desteği Programı kapsamında proje desteği almaya hak kazandı.


Dr. Öğr. Üyesi Emrah Dural projeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Karsinojenik tehlikeleri tanımlamak için güvenlik değerlendirmesi son 30 yıldır in vitro test yöntemleri kullanılarak yapılmaktadır. DNA hasarı (genotoksisite) değerlendirmesi bu test yaklaşımının temel dayanağıdır. Günümüzde ve geçmişte gerçekleştirilen çoğu in vitro test doğası gereği akut uygulanmakta, yüksek konsantrasyondaki test ajanı tek seferde hücre ortamına verilmekte ve daha sonra DNA üzerindeki etkisi belirlenmektedir. Bu yöntem, düşük doz ve kronik olarak gerçekleşen insan maruziyetlerinden tamamen farklıdır. Akut dozlama hücresel savunmaları bertaraf etme ve yanlış pozitif sonuç verme yeteneğine sahiptir. Elde edilen bazı veriler kronik dozlamanın daha az genotoksik yanıt oluşturduğunu ve insan maruziyet senaryolarıyla daha uyumlu olduğunu göstermektedir. 13-cis-retinoik asitin gebelik kategorisi “X” olup, Grup 1B’de sınıflandırılmaktadır. Akne vulgaris tedavisinde güçlü etkinliğiyle diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen şiddetli akne durumunda tercih edilen bir ilaçtır. Teratojenik etkinliği kanıtlanmış olmakla birlikte, mutajenik ve karsinojenik etkinliği ile endişe yaratmaktadır. 13-cis-retinoik asit’e maruziyetin reaktif oksijen türlerinin artışına, antioksidan kapasitenin zarar görmesine neden olduğunu bildiren çok sayıda araştırma bulunmakla birlikte, sitotoksik ve genotoksik etkinliği tartışmalıdır. 13-cis-retinoik asit’in günümüzde de akne vulgaris tedavisinde yaygın kullanımı ve tedavide başarılı sonuçların elde edilmesi maruziyet riskinin artmasına neden olmakta, bu yönüyle de konu halk sağlığını yakından ilgilendirmektedir. Bununla birlikte literatürde kronik dozlamanın akut dozlama ile karşılaştırılmasına ve sitotoksik-genotoksik etkinliğe p-53 etkisinin araştırılmasını da içeren bir in vitro temelli araştırmaya rastlanılmamıştır.” dedi.


İrem Can ise, “Araştırmamızda in vitro karsinojenite testlerinin insanların gerçek maruziyet koşullarına benzer olması amacıyla, 13-cis-retinoik asit, TK6 ve NH32 (P53 geninden yoksun) gibi özel lenfoblastoid hücrelere optimize edilecek doz rejiimleriyle akut ve kronik dozlarla uygulanacak, hücrelerde oluşturacağı genotoksik hasar MN testiyle, sitotoksik hasar ise relatif population doubling (%RPD) testiyle saptanacaktır. TK6 ve NH32 hücrelerindeki apoptoz mekanizmasının farklılığının sitotoksisite ve MN sonuçlarına olan etkinliği değerlendirilecektir. Kimyasal maddelerin hücre hatlarında ortaya çıkardıkları sitotoksik ve genotoksik etkinlikler maddelerin toksik etki mekanizmalarına bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada amacımız in vitro deney şartlarında 13-cis-retinoik asit’in TK6 ve NH32 hücreleri üzerinde ortaya çıkartacağı sitotoksik ve genotoksik hasarın sırasıyla %RPD ve CB-MN yöntemleri ile belirlemek, akut (1+2 gün) ve kronik (5+2 gün ve 10+2 gün) dozlama uygulamalarının onun toksik etkinliklerine ne yönde etki yaptığını ve p53 geninin ortaya çıkabilecek karsinojenik etkiye olan etkisini araştırmaktır.” şeklinde konuştu.
 

14

Eylül

2020

Haberler

Kurumsal Sosyal Medya Hesapları